Menü

Batman Basın

Geri Dön

Elif Ekşi Zorer:
Ruhun Öznesi “Merhamet”

23 Şubat 2016, 13:20

Merhamet edenlerin en merhametlisi, sonsuz şefkat sahibi Yüce Rabbimiz, Kuran ahlakına uyan kullarının üzerinde; Rauf, Rahman ve Rahim isimlerini tecelli ettirir. Rabbimizin bizi nasiplendirdiği acıma hissi, koruma hissi ve merhamet edebilmenin o eşsiz lezzeti adeta yüreğimizin çeşitli hisleriyle dolu raflarının, en kıymetlileri arasında yerini alır ve ruhumuza cila sürer.

“Eğer Allah ‘ın sizin üzerinizde fazlı ve rahmeti olmasaydı ve Allah gerçekten Rauf (şefkat eden)ve Rahim(merhamet eden)olmasaydı ne yapardınız? (Nur Suresi: 20) ayetinde bildirildiği gibi; bizler Rabbimizin merhametine muhtaç bir hal ile nefes alıyoruz. Eğer O’nun yüceler yücesi rahmeti yüreğimize dokunmasa, ağlama hissi; gözyaşı olur da akar mıydı gözlerimizden, affetme hissi; en şiddetli öfkelerimize dahi meydan okuyabilir miydi? Burkulmayı bilir miydi kalbimiz, kırgınlıklara dualarımızdan bantlar yapıştırmanın tadını bilir miydi gönül…

Ah merhamet, ah gönüller merhemi, yaralı dillere devalar serpen şefkat suyu. Yüreğimizin can evinde var eyleyen, merhametlerin en merhametlisine sonuz kere şükür.

Neydi ki hüzün; yüreğin belki de en derinden ama en yanık sesi miydi? Fısıltılarında dahi, en acı yüklü çığlıklara kucak açan, koca bir dert yumağı mıydı? Gözyaşlarını sarıp sarmalayıp, üzeri kabuk tutmuş, kurumuş bir yara mıydı? Çaresizliğin o içinden sıyrılamadığı çıkmaz sokağında mıydı adresi? Eyvahların birinin bin para edercesine kalbimize düştüğü ateş miydi? Neydi dediğimiz her ne varsa; merhamet, bir eldi hepsine dokunan. Bir his ki; kırıldığın yerden acına sarılan. Dikenlerinin battığı bir gülün kokusu misali; dertle dermanın bir çemberde varoluş resmi.

Sen yeter ki bil; en büyük yangınlarda kalsa da yüreğin, merhamet bulutunda bir ıslatan var seni… Neydi merhamet; kiminin duymazdan geldiği, kimine göre olsa da olur, olmasa da. Merhamet, ruhun öznesiydi oysa sevgiyle dost olan en şefkatli hislerin, en sağlam zinciri.

Bir bakmışsın minik bir karıncanın gayretinde, bir bakmışsın yavru bir kedinin sesinde gösterir kendini ve sızlatır yüreğini. Bir ah edersin de çırpınırsın, çaresizliğini yük alırsın, merhamete muhtaç hiç tanımadın birisine bile. bileden bile dertlenirsin ağlayan birine mendil olup seriversin yüreğini, yüreğine.

Soğukta iki kere üşürsün, defalarca acıkırsın da dizilir boğazına lokmalar, açlığın acısıyla karnını doyuran kardeşlerini düşünürken. Ellerin az gelir,”binlerce elim olsa da uzansa herkese” dersin, binlerce parçaya bölünüp, binlerce deva olmak istersin, binlerce derde. İstersinde istersin, içine sımaz merhametin, kelebeklerin ömrüne üzülürsün kozadan çıkışlarını seyrederken. İncinirsin; incinmenin tadını bilerek, incitmenin korkusuyla konuşursun, sakınırsın diline gelen her kelimeyi söylemekten, gönlünü muhatabının gönlüyle tartmanın hesabını bilirsin vicdan terazinde.

Ellerinle doyurduğun bir serçe doyurur yüreğini seyrederken, martıların bir lokma simidi birbirleriyle paylaşırken, teşekkür eden sesi tebessüm olur gönlünde. Isınırsın sokakta kalmış bir çocuğa sarılırken, yaşlı bir teyzenin hayır duasını almak; ilaç olur en hasta yanlarına ve şifa bulursun birinin mutluluğu olduğunda.

Rabbimizin; Rahman ve Rahim adının kar tanesi olup da üzerimize yağması gibi “merhamet”.Yağmur gibi yağıp da dokunduğu yeri güzelleştirmesi gibi. Ondandır belki, bardaktan boşalırcasına yağan yağmurun, kendini “rahmet “diye sevdirmesi.

Merhamet; Rabbimizin en kıymetli lütfu bize, kalbinde zerre kadar merhameti olanın, her mevsim yaz misali çekleri açar yüreğinde ve teşekkür eder papatyaların masumiyeti, güllerin rengiyle.

Rabbim gönlümüzden merhameti, dilimizden sevgiyi eksik etmesin…

Elif Ekşi Zorer Tüm Yazıları

© 2024 - Batman Basın

Normal Siteye Dön