Lütfen bekleyin..


Muhammed Günay

Asla Yalan Söyleme!

26 Ekim 2017, 20:52 - Okunma: 1369

      Eski zamanlarda, insanlar ilim öğrenmek için çok çalışırlar, her türlü güçlüklere katlanırlardı. Küçük yaşlarında köylerinden, ailelerinden ilim öğrenmek için ayrılırlar, yıllarca onlardan uzaklarda zor şartlar altında yaşarlardı.
    Seyyid Abdulkadir’in de küçük yaşta içine öğrenme arzusu düşmüş, bunun çarelerini aramaya başlamıştı. Sonunda dayanamadı, annesine gelerek;
   - Anneciğim, ilim öğrenmek için Bağdat’a gitmek istiyorum...dedi.
   Annesi ise;  - Senden ayrılmaya gönlüm razı olmuyor. Ancak seni de Allah yolundan alıkoymak istemem. Annesi Abdulkadir için yol hazırlıkları yaptı. En sonunda da oğluna lazım olur diyerek, 40 altını kaybetmemesi için bir kese içinde yeleğinin koltuk altına dikti. Sonra oğlunun gözlerinin içine bakarak şöyle dedi;
   - Sana son olarak nasihatim şudur ki, eğer beni ve Allah’ı memnun etmek istiyorsan asla yalan söyleme, doğruluktan ayrılma. Allah her zaman ve her yerde doğruların yardımcısıdır.
   Seyyid Abdulkadir annesine söz verdi ve ağlayarak elini öptü. Bağdat’a giden bir kervana katılarak yola çıktı.
   Hemedan yakınlarında dar bir geçide girdiklerinde kervanda bir bağrışma koptu. Eşkıyalar kervana saldırmışlardı. Bir anda bütün sandıklar yere yıkıldı, eşyalar yağma edilmeye başlandı. Haydutlar kervandakilerin neyi var neyi yoksa hepsini alıyorlardı. Eşkıyalardan biri de Abdulkadir’in yanına geldi. Onun fakir haline bakarak şaka olsun diye;
   - Söyle bakalım senin neyin var fakir çocuk?
   Abdulkadir;   

- Yalnız 40 altınım var, diye cevap verdi. Haydut önce şaşırdı sonra gülmeye başladı. İnanamadı ve tekrar sordu;   - Doğru mu söylüyorsun?
   Abdulkadir:   - Evet, doğru söylüyorum, 40 altınım var.
   Eşkıya meraklandı. Abdulkadir’i elinden tutup reislerine götürdü.
   Durumu reislerine anlattı. Haydutların başı;   

- Senin 40 altının varmış, doğru mu bu?
   Abdulkadir: - Evet doğru.
   Reis: - Söyle bakalım. Onu nereye sakladın?
   Abdulkadir:  - Hırkamın içinde koltuğumun altında saklı.
   Bunun üzerine haydutlar hırkasının içinde, koltuğunun altında saklı bulunan 40 altını bularak reislerine verdiler. Herkes çok şaşırmıştı.
   Reis hayretle sordu:  - Peki evladım, sen niçin üzerinde altın olduğunu söyledin? Eğer bize söylemeseydin onları bulamazdık.
   Abdulkadir:  

- Ben annemden ayrılırken, asla yalan söylemeyeceğime dair söz vermiştim. Arkadaşınız senin bir şeyin var mı diye sorunca, altınlarım olduğunu söyledim. 40 altın için verdiğim sözden döneceğimi mi zannediyorsunuz?
   Bu sözleri duyan haydutların reisi çok şaşırdı ve derin bir düşünceye daldı. Sonra etrafındakilere dönerek;
   - Yazıklar olsun bizlere. Bu çocuk kadar olamadık. Bu çocuk annesine verdiği sözünden dönmemek için her şeyini veriyor. Bizler ise Allah’a söz verdiğimiz halde, hiçbir zaman verdiğimiz sözlerde durmadık. O’nun yapma dediklerini yaptık yarın Allah’ın huzuruna çıktığımızda halimiz nice olacak?
   Sonra şöyle devam etti: - Sizler şahit olun. Şuanda bu çocuk benim kötü yoldan dönmeme sebep oldu. Şimdiye kadar yaptığım bütün günahlarım için pişman olup tövbe ediyorum. Bundan sonra iyi bir insan olup, Rabbim’in sevmediği işleri yapmayacağım.
   Reislerine çok bağlı olan haydutlar hep bir ağızdan;
   - Reisimiz, biz senden ayrılmayız. Sen hangi yolda yürürsen biz de o yolda yürürüz diyerek hepsi birden pişman olup tövbe ettiler.
   Kervandaki insanlardan ne aldılarsa hepsini geri verdiler ve bir daha haydutluk yapmayacaklarına söz verdiler.
   Seyyid Abdulkadir ise yoluna devam ederek Bağdat’a ulaştı. Orada ilim tahsiliyle meşgul oldu. Kısa bir zaman içinde çok ünlü bir alim oldu. Binlerce insanın
   Kötülüklerden vazgeçip iyi birer insan olmalarına vesile oldu.                                             

    Kıymetli çocuklar hiçbir şekilde yalan söylemeyin. Kendinizi yalandan uzak tutun. Yaptığınız bir yanlışı yalanla örtmeye çalışmayın. Bu yalanınız da açığa çıkar. Sonra bu yalanı başka bir yalanla kapatmaya çalışırsınız. Böyle devam eder. Ama en baştan doğru söyleseniz, belki de hatanız af edilir. Sizde sıkıntıya girmezsiniz. İnsanlar arasında da yalancı olarak tanınmazsınız. Dürüst olmak sürekli fayda verir.  

  (İman sahibi, her hataya düşebilir. Fakat, hainlik yapamaz ve yalan söyleyemez.) [İbni Ebi Şeybe, Bezzar]
(Doğru olun, doğruluk iyiliğe, iyilik ise, Cennete çeker. Yalandan sakının, yalan fücura, fücur ise Cehenneme götürür.)[Buhari]
(Sözle çıkarılan fitne, kılıçla çıkarılan fitne gibidir. Yalan söylemek, iftira etmek ile çıkarılan fitne, kılıçla çıkarılan fitneden de kötüdür.) [İbni Mace]

Çocuklarımıza yalan söylemenin çok büyük günah olduğunu öğretmeliyiz. Hatta kavratmalıyız. Bir anne- baba çocuğuna dürüstlükten daha kıymetli bir şey veremez.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
55 gün önce
176 gün önce
209 gün önce
210 gün önce
211 gün önce
225 gün önce
233 gün önce
240 gün önce
276 gün önce
526 gün önce
618 gün önce
680 gün önce
728 gün önce
748 gün önce
754 gün önce
773 gün önce
803 gün önce
823 gün önce
869 gün önce
957 gün önce
987 gün önce
1034 gün önce
1088 gün önce
1145 gün önce
1151 gün önce
1182 gün önce
1200 gün önce
1297 gün önce
1313 gün önce
1377 gün önce
1403 gün önce
1412 gün önce
1426 gün önce
1433 gün önce
1440 gün önce
1442 gün önce
1448 gün önce
1455 gün önce
1462 gün önce
1468 gün önce
1483 gün önce
1485 gün önce
1488 gün önce
1507 gün önce
1508 gün önce
1511 gün önce
1532 gün önce
1542 gün önce

RSS
© 2019 - Batman Basın
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=