Lütfen bekleyin..


Muhammed Günay

Asla Yalan Söyleme!

26 Ekim 2017, 20:52 - Okunma: 1757

      Eski zamanlarda, insanlar ilim öğrenmek için çok çalışırlar, her türlü güçlüklere katlanırlardı. Küçük yaşlarında köylerinden, ailelerinden ilim öğrenmek için ayrılırlar, yıllarca onlardan uzaklarda zor şartlar altında yaşarlardı.
    Seyyid Abdulkadir’in de küçük yaşta içine öğrenme arzusu düşmüş, bunun çarelerini aramaya başlamıştı. Sonunda dayanamadı, annesine gelerek;
   - Anneciğim, ilim öğrenmek için Bağdat’a gitmek istiyorum...dedi.
   Annesi ise;  - Senden ayrılmaya gönlüm razı olmuyor. Ancak seni de Allah yolundan alıkoymak istemem. Annesi Abdulkadir için yol hazırlıkları yaptı. En sonunda da oğluna lazım olur diyerek, 40 altını kaybetmemesi için bir kese içinde yeleğinin koltuk altına dikti. Sonra oğlunun gözlerinin içine bakarak şöyle dedi;
   - Sana son olarak nasihatim şudur ki, eğer beni ve Allah’ı memnun etmek istiyorsan asla yalan söyleme, doğruluktan ayrılma. Allah her zaman ve her yerde doğruların yardımcısıdır.
   Seyyid Abdulkadir annesine söz verdi ve ağlayarak elini öptü. Bağdat’a giden bir kervana katılarak yola çıktı.
   Hemedan yakınlarında dar bir geçide girdiklerinde kervanda bir bağrışma koptu. Eşkıyalar kervana saldırmışlardı. Bir anda bütün sandıklar yere yıkıldı, eşyalar yağma edilmeye başlandı. Haydutlar kervandakilerin neyi var neyi yoksa hepsini alıyorlardı. Eşkıyalardan biri de Abdulkadir’in yanına geldi. Onun fakir haline bakarak şaka olsun diye;
   - Söyle bakalım senin neyin var fakir çocuk?
   Abdulkadir;   

- Yalnız 40 altınım var, diye cevap verdi. Haydut önce şaşırdı sonra gülmeye başladı. İnanamadı ve tekrar sordu;   - Doğru mu söylüyorsun?
   Abdulkadir:   - Evet, doğru söylüyorum, 40 altınım var.
   Eşkıya meraklandı. Abdulkadir’i elinden tutup reislerine götürdü.
   Durumu reislerine anlattı. Haydutların başı;   

- Senin 40 altının varmış, doğru mu bu?
   Abdulkadir: - Evet doğru.
   Reis: - Söyle bakalım. Onu nereye sakladın?
   Abdulkadir:  - Hırkamın içinde koltuğumun altında saklı.
   Bunun üzerine haydutlar hırkasının içinde, koltuğunun altında saklı bulunan 40 altını bularak reislerine verdiler. Herkes çok şaşırmıştı.
   Reis hayretle sordu:  - Peki evladım, sen niçin üzerinde altın olduğunu söyledin? Eğer bize söylemeseydin onları bulamazdık.
   Abdulkadir:  

- Ben annemden ayrılırken, asla yalan söylemeyeceğime dair söz vermiştim. Arkadaşınız senin bir şeyin var mı diye sorunca, altınlarım olduğunu söyledim. 40 altın için verdiğim sözden döneceğimi mi zannediyorsunuz?
   Bu sözleri duyan haydutların reisi çok şaşırdı ve derin bir düşünceye daldı. Sonra etrafındakilere dönerek;
   - Yazıklar olsun bizlere. Bu çocuk kadar olamadık. Bu çocuk annesine verdiği sözünden dönmemek için her şeyini veriyor. Bizler ise Allah’a söz verdiğimiz halde, hiçbir zaman verdiğimiz sözlerde durmadık. O’nun yapma dediklerini yaptık yarın Allah’ın huzuruna çıktığımızda halimiz nice olacak?
   Sonra şöyle devam etti: - Sizler şahit olun. Şuanda bu çocuk benim kötü yoldan dönmeme sebep oldu. Şimdiye kadar yaptığım bütün günahlarım için pişman olup tövbe ediyorum. Bundan sonra iyi bir insan olup, Rabbim’in sevmediği işleri yapmayacağım.
   Reislerine çok bağlı olan haydutlar hep bir ağızdan;
   - Reisimiz, biz senden ayrılmayız. Sen hangi yolda yürürsen biz de o yolda yürürüz diyerek hepsi birden pişman olup tövbe ettiler.
   Kervandaki insanlardan ne aldılarsa hepsini geri verdiler ve bir daha haydutluk yapmayacaklarına söz verdiler.
   Seyyid Abdulkadir ise yoluna devam ederek Bağdat’a ulaştı. Orada ilim tahsiliyle meşgul oldu. Kısa bir zaman içinde çok ünlü bir alim oldu. Binlerce insanın
   Kötülüklerden vazgeçip iyi birer insan olmalarına vesile oldu.                                             

    Kıymetli çocuklar hiçbir şekilde yalan söylemeyin. Kendinizi yalandan uzak tutun. Yaptığınız bir yanlışı yalanla örtmeye çalışmayın. Bu yalanınız da açığa çıkar. Sonra bu yalanı başka bir yalanla kapatmaya çalışırsınız. Böyle devam eder. Ama en baştan doğru söyleseniz, belki de hatanız af edilir. Sizde sıkıntıya girmezsiniz. İnsanlar arasında da yalancı olarak tanınmazsınız. Dürüst olmak sürekli fayda verir.  

  (İman sahibi, her hataya düşebilir. Fakat, hainlik yapamaz ve yalan söyleyemez.) [İbni Ebi Şeybe, Bezzar]
(Doğru olun, doğruluk iyiliğe, iyilik ise, Cennete çeker. Yalandan sakının, yalan fücura, fücur ise Cehenneme götürür.)[Buhari]
(Sözle çıkarılan fitne, kılıçla çıkarılan fitne gibidir. Yalan söylemek, iftira etmek ile çıkarılan fitne, kılıçla çıkarılan fitneden de kötüdür.) [İbni Mace]

Çocuklarımıza yalan söylemenin çok büyük günah olduğunu öğretmeliyiz. Hatta kavratmalıyız. Bir anne- baba çocuğuna dürüstlükten daha kıymetli bir şey veremez.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
195 gün önce
337 gün önce
351 gün önce
361 gün önce
458 gün önce
491 gün önce
492 gün önce
493 gün önce
507 gün önce
515 gün önce
522 gün önce
558 gün önce
808 gün önce
900 gün önce
962 gün önce
1010 gün önce
1030 gün önce
1036 gün önce
1055 gün önce
1085 gün önce
1105 gün önce
1122 gün önce
1151 gün önce
1239 gün önce
1269 gün önce
1316 gün önce
1370 gün önce
1427 gün önce
1433 gün önce
1464 gün önce
1482 gün önce
1579 gün önce
1595 gün önce
1659 gün önce
1684 gün önce
1694 gün önce
1708 gün önce
1715 gün önce
1722 gün önce
1724 gün önce
1729 gün önce
1736 gün önce
1743 gün önce
1750 gün önce
1765 gün önce
1767 gün önce
1770 gün önce
1789 gün önce
1790 gün önce
1793 gün önce
1814 gün önce
1824 gün önce

RSS
© 2020 - Batman Basın
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=