Lütfen bekleyin..


Muhammed Günay

Allah’a Küsen Serçe!

15 Kasım 2017, 20:09 - Okunma: 1885

Çok şiddetli bir fırtına esmeye başladı. Ağaçları salladı. Ağaçların üzerindeki kuşların, böceklerin yuvalarını yıktı. Küçük bir serçe küçücük evinde dinleniyordu. Birden rüzgarın şiddetiyle evinin bulunduğu ağaç sallanmaya başladı. Sanki ağaç kökünden çıkacakmış gibi hissediyordu. Korku içinde evinden dışarı çıktı. Kendini güvenli bir yere atmak için uçmaya çalıştı. Ama uçmak da bu fırtına da ona göre çok zordu. Derken bir kayanın dibine kendini atı verdi. Artık rüzgar ona etki etmiyordu. Onu sağa sola doğru uçurmuyordu…

         Bir süre bu kayanın dibinde bekledi. Derken rüzgar dindi. Her taraf sakinleşti. Serçe telaşla yuvasının bulunduğu ağaca doğru gitti. Bir de ne görsün. Evi yerle bir olmuştu. Ağlamaklı gözlerle evine baktı.  Evin yerinde hiçbir şey yoktu. Ve Allah’u Teala'nın onun evini  yıktığını düşündü. Bunu kabul etti ve Allah'a küstü. Uzun süre konuşmuyordu. Allah'a ibadet etmiyordu. Yalvarmıyordu. Küçük serçe uzun süre herkesten küsmüştü. Kimseyle konuşmuyordu. Bir köşeye çekiliyor, saatlerce yerinde oturuyordu. Allah'a yalvarmıyordu. Melekler Allah'a, “ya Rabbi, serçe ne zaman geri dönüş yapacak? Ne zaman size tövbe edip ibadet etmeye başlayacak?” diyorlardı. Allah ise, “Meleklere merak etmeyin. Serçenin benden başka gideceği bir yeri yoktur. Eninde sonunda tövbe edip bana ibadet etmeye başlayacak.” dedi.

Evet, kıymetli kardeşlerim! hepimizin Allah’tan başka gideceğimiz yerimiz yoktur. Tek sığınağımız O’dur.  Serçe bir ağacın üzerinde oturmuş üzgün haliyle etrafa bakıyordu. Allah Teala ona, “Ey Serçe neyin var? Niye üzgünsün? Bir sıkıntın, Bir derdin mi var? Söyle. Sana yardımcı olayım.” dedi. Serçe dedi ki, “Ya Rabbim benim küçücük bir evim vardı. Hiç kimseye zararım da yoktu. Ben bu küçük evimde rahat bir şekilde yatıyordum, oturuyordum,  dinleniyor ve yavrularımı burada dünyaya getiriyordum. Onları evimde besleyip büyütüyordum. Bir gün sen bir fırtına gönderdin. Ve evimi yerle bir ettin. Ben, şu anda perişan bir halde, evsiz köşe bucaklar da oturuyorum. Ne bir evim var. Ne de sığınacak bir yerim. Sen benden ne istedin de evimi yerle bir ettin. Halbuki ben sana ibadet ediyor, sana yalvarıyordum. Şimdi  ne yapacağım.” Allah’u Teala serçeye dedi ki; “Ey serçecik, o gün koskocaman bir yılan senin yuvana doğru geliyordu. Seni yemek için senin evine geliyordu. Ben o fırtınayı gönderdim. Senin evini yıktı. Ve seni oradan çıkardı. Dolayısıyla yılan sana zarar vermedi. O fırtınanın sebebi, seni yılandan kurtarmak içindi. Yoksa sana zarar vermek veya senin evini yıkmak için o fırtınayı göndermedim. Asıl seni daha büyük bir tehlikeden kurtarmak için o rüzgarı görevlendirdim.”

          Serçe meseleyi daha yeni anlamıştı. Allah’ın ona yapmış olduğu büyük lütfu kavramıştı. O kendisince o fırtınanın, o rüzgarın kendi evini yıkmak, için, kendisine zarar vermek için görevlendirildiğini sanıyordu. Meğerki onun Rabbi onu düşünmüş, daha büyük tehlikelerden, daha büyük sıkıntılardan, belki de onu yılanın midesine götürecek bir problemden kurtarmıştı. Ve serçe Allah'a tövbe edip yalvarmaya başladı. “Rabbim, ben hata ettim. Benim hatamı affet. Beni bağışla. Sen bağışlamasan, hiçbir bağışlayıcı güç olmaz” dedi.

         “Allah'a güven. Vekil olarak Allah yeter.” (Ahzab 3)

“Müminler ancak, Allah anıldığı zaman yürekleri titreyen, kendilerine Allah’ın Ayetleri okunduğunda imanlarını artıran ve yalnız Rablerine dayanıp güvenen kimselerdir.” (Enfal 2)


 

          "Sabır, acı bir olayın yaptığı sarsıntıya karşı ilk anda gösterilen tahammüldür."  (Buhârî, Cenâiz, 32)

          Bazı sıkıntılar vardır ki, kulun irade ve gücünü aşar. Böyle felaketler başa geldiği zaman heyecana kapılmadan ve şikayet etmeden takdir-i ilâhiye razı olup sabretmek müminlerin özelliklerindendir.

         Evet, kıymetli kardeşlerim! başımıza gelen nice musibetler, belki de daha büyük musibetlerin önüne geçmek için gelmiştir. Yani her musibet daha büyük musibetlerin uzaklaştırılması içindir. Bizim için birer uyarıcıdır. Biz musibetleri, sıkıntıları kendimize bir imtihan olarak görmeliyiz. Başımıza gelen musibetler bizi daha fazla Allah'a yaklaştırmalıdır. Dolayısıyla bizim ona bağlılığımızı arttırmalıdır. İbadetlerimizi daha düzgün yapmaya teşvik etmelidir. Ona küsme, darılma hakkımız olmaz. Ya da bizi daha büyük tehlikeden kurtarmak için başımıza gelmiştir. O uyarı bizi düşünmeye teşvik etmiştir ve tedbir almamızı sağlamıştır.  

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
56 gün önce
177 gün önce
210 gün önce
211 gün önce
212 gün önce
226 gün önce
234 gün önce
241 gün önce
277 gün önce
527 gün önce
619 gün önce
662 gün önce
681 gün önce
729 gün önce
749 gün önce
755 gün önce
774 gün önce
804 gün önce
824 gün önce
870 gün önce
958 gün önce
988 gün önce
1035 gün önce
1089 gün önce
1146 gün önce
1152 gün önce
1183 gün önce
1201 gün önce
1298 gün önce
1315 gün önce
1379 gün önce
1404 gün önce
1414 gün önce
1428 gün önce
1435 gün önce
1442 gün önce
1443 gün önce
1449 gün önce
1456 gün önce
1463 gün önce
1469 gün önce
1485 gün önce
1487 gün önce
1490 gün önce
1509 gün önce
1510 gün önce
1513 gün önce
1534 gün önce
1543 gün önce

RSS
© 2019 - Batman Basın
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=