Lütfen bekleyin..


Muhammed Günay

Allah’a Küsen Serçe!

15 Kasım 2017, 20:09 - Okunma: 12822

Çok şiddetli bir fırtına esmeye başladı. Ağaçları salladı. Ağaçların üzerindeki kuşların, böceklerin yuvalarını yıktı. Küçük bir serçe küçücük evinde dinleniyordu. Birden rüzgarın şiddetiyle evinin bulunduğu ağaç sallanmaya başladı. Sanki ağaç kökünden çıkacakmış gibi hissediyordu. Korku içinde evinden dışarı çıktı. Kendini güvenli bir yere atmak için uçmaya çalıştı. Ama uçmak da bu fırtına da ona göre çok zordu. Derken bir kayanın dibine kendini atı verdi. Artık rüzgar ona etki etmiyordu. Onu sağa sola doğru uçurmuyordu…

         Bir süre bu kayanın dibinde bekledi. Derken rüzgar dindi. Her taraf sakinleşti. Serçe telaşla yuvasının bulunduğu ağaca doğru gitti. Bir de ne görsün. Evi yerle bir olmuştu. Ağlamaklı gözlerle evine baktı.  Evin yerinde hiçbir şey yoktu. Ve Allah’u Teala'nın onun evini  yıktığını düşündü. Bunu kabul etti ve Allah'a küstü. Uzun süre konuşmuyordu. Allah'a ibadet etmiyordu. Yalvarmıyordu. Küçük serçe uzun süre herkesten küsmüştü. Kimseyle konuşmuyordu. Bir köşeye çekiliyor, saatlerce yerinde oturuyordu. Allah'a yalvarmıyordu. Melekler Allah'a, “ya Rabbi, serçe ne zaman geri dönüş yapacak? Ne zaman size tövbe edip ibadet etmeye başlayacak?” diyorlardı. Allah ise, “Meleklere merak etmeyin. Serçenin benden başka gideceği bir yeri yoktur. Eninde sonunda tövbe edip bana ibadet etmeye başlayacak.” dedi.

Evet, kıymetli kardeşlerim! hepimizin Allah’tan başka gideceğimiz yerimiz yoktur. Tek sığınağımız O’dur.  Serçe bir ağacın üzerinde oturmuş üzgün haliyle etrafa bakıyordu. Allah Teala ona, “Ey Serçe neyin var? Niye üzgünsün? Bir sıkıntın, Bir derdin mi var? Söyle. Sana yardımcı olayım.” dedi. Serçe dedi ki, “Ya Rabbim benim küçücük bir evim vardı. Hiç kimseye zararım da yoktu. Ben bu küçük evimde rahat bir şekilde yatıyordum, oturuyordum,  dinleniyor ve yavrularımı burada dünyaya getiriyordum. Onları evimde besleyip büyütüyordum. Bir gün sen bir fırtına gönderdin. Ve evimi yerle bir ettin. Ben, şu anda perişan bir halde, evsiz köşe bucaklar da oturuyorum. Ne bir evim var. Ne de sığınacak bir yerim. Sen benden ne istedin de evimi yerle bir ettin. Halbuki ben sana ibadet ediyor, sana yalvarıyordum. Şimdi  ne yapacağım.” Allah’u Teala serçeye dedi ki; “Ey serçecik, o gün koskocaman bir yılan senin yuvana doğru geliyordu. Seni yemek için senin evine geliyordu. Ben o fırtınayı gönderdim. Senin evini yıktı. Ve seni oradan çıkardı. Dolayısıyla yılan sana zarar vermedi. O fırtınanın sebebi, seni yılandan kurtarmak içindi. Yoksa sana zarar vermek veya senin evini yıkmak için o fırtınayı göndermedim. Asıl seni daha büyük bir tehlikeden kurtarmak için o rüzgarı görevlendirdim.”

          Serçe meseleyi daha yeni anlamıştı. Allah’ın ona yapmış olduğu büyük lütfu kavramıştı. O kendisince o fırtınanın, o rüzgarın kendi evini yıkmak, için, kendisine zarar vermek için görevlendirildiğini sanıyordu. Meğerki onun Rabbi onu düşünmüş, daha büyük tehlikelerden, daha büyük sıkıntılardan, belki de onu yılanın midesine götürecek bir problemden kurtarmıştı. Ve serçe Allah'a tövbe edip yalvarmaya başladı. “Rabbim, ben hata ettim. Benim hatamı affet. Beni bağışla. Sen bağışlamasan, hiçbir bağışlayıcı güç olmaz” dedi.

         “Allah'a güven. Vekil olarak Allah yeter.” (Ahzab 3)

“Müminler ancak, Allah anıldığı zaman yürekleri titreyen, kendilerine Allah’ın Ayetleri okunduğunda imanlarını artıran ve yalnız Rablerine dayanıp güvenen kimselerdir.” (Enfal 2)


 

          "Sabır, acı bir olayın yaptığı sarsıntıya karşı ilk anda gösterilen tahammüldür."  (Buhârî, Cenâiz, 32)

          Bazı sıkıntılar vardır ki, kulun irade ve gücünü aşar. Böyle felaketler başa geldiği zaman heyecana kapılmadan ve şikayet etmeden takdir-i ilâhiye razı olup sabretmek müminlerin özelliklerindendir.

         Evet, kıymetli kardeşlerim! başımıza gelen nice musibetler, belki de daha büyük musibetlerin önüne geçmek için gelmiştir. Yani her musibet daha büyük musibetlerin uzaklaştırılması içindir. Bizim için birer uyarıcıdır. Biz musibetleri, sıkıntıları kendimize bir imtihan olarak görmeliyiz. Başımıza gelen musibetler bizi daha fazla Allah'a yaklaştırmalıdır. Dolayısıyla bizim ona bağlılığımızı arttırmalıdır. İbadetlerimizi daha düzgün yapmaya teşvik etmelidir. Ona küsme, darılma hakkımız olmaz. Ya da bizi daha büyük tehlikeden kurtarmak için başımıza gelmiştir. O uyarı bizi düşünmeye teşvik etmiştir ve tedbir almamızı sağlamıştır.  

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
36 gün önce
105 gün önce
384 gün önce
601 gün önce
618 gün önce
705 gün önce
749 gün önce
756 gün önce
813 gün önce
846 gün önce
878 gün önce
891 gün önce
909 gün önce
917 gün önce
932 gün önce
1351 gün önce
1383 gün önce
1385 gün önce
1402 gün önce
1418 gün önce
1422 gün önce
1425 gün önce
1444 gün önce
1550 gün önce
1685 gün önce
1712 gün önce
1750 gün önce
1770 gün önce
1816 gün önce
1827 gün önce
2016 gün önce
2033 gün önce
2280 gün önce
2422 gün önce
2436 gün önce
2445 gün önce
2456 gün önce
2491 gün önce
2543 gün önce
2576 gün önce
2577 gün önce
2578 gün önce
2592 gün önce
2600 gün önce
2607 gün önce
2643 gün önce
2893 gün önce
2985 gün önce
3028 gün önce
3046 gün önce
3094 gün önce
3115 gün önce
3121 gün önce
3140 gün önce
3170 gün önce
3190 gün önce
3207 gün önce
3236 gün önce
3324 gün önce
3354 gün önce
3401 gün önce
3455 gün önce
3512 gün önce
3518 gün önce
3549 gün önce
3567 gün önce
3664 gün önce
3680 gün önce
3744 gün önce
3769 gün önce
3779 gün önce
3793 gün önce
3800 gün önce
3807 gün önce
3809 gün önce
3814 gün önce
3821 gün önce
3828 gün önce
3835 gün önce
3850 gün önce
3852 gün önce
3855 gün önce
3874 gün önce
3875 gün önce
3878 gün önce
3899 gün önce
3909 gün önce

RSS
© 2026 - Batman Basın
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=