Lütfen bekleyin..


Fatih Oruç

DEMOKRASİ VE DÜŞÜNÜRLER-1

03 Ocak 2020, 09:11 - Okunma: 359

Batılılar, tarih boyunca başkalarının haklarına hiç saygı göstermediler.

Hep kendi menfaatlerine göre yaşamlarını şekillendirdiler. Nefislerini hep ön planda tuttular. Sonra nefislerini ilâhlaştırıp buna ‘demokrasi’ adını verdiler.

 

‘Demokrasi’ kelimesi, eski Yunancadaki ‘demos’ (halk) ve ‘kratos’

(hâkimiyet/egemenlik) kelimelerinden türemiştir.

‘Demokrasi’ halkın gücü, halkın hâkimiyeti, halkın otoritesi demektir. Bu halkın kendi kanunlarını kendisinin yapması, kendisini, nefsine, hevâ ve heveslerine göre idare etmesi, yönetmesi veya temsilcileri vasıtasıyla idare ettirmesi anlamına gelir.

Demokrasi, bir yönetim biçimi ve yaşam tarzı olduğu kadar, aynı zamanda bir düşünme biçimidir de. Bu düşünme biçimi; dünyevî, seküler bir düşünme biçimidir. Bu da demokrasinin kendi evrensel değeridir. Yasalar, bu düşünme biçimine göre şekillenir ve uygulanır.

 

Onun için demokrasi demek, “nefsi arzulardan başka ilah yoktur” veya “halktan başka ilâh yoktur” demektir.

 

Tartışmasız Müslümanların damarlarına zerk edilmeye çalışılan demokrasi, işte bu, ben merkezli ve materyalist bir yönetim modelidir.

 

Bunun için bulunan yol temsilî demokratik sistemdir.

Günümüzde temsil kuralı demokratik sistemin omurgasıdır. Demokrasinin ilk ortaya çıktığı Antik Yunan’da demokratik haklar, genellikle sosyal sınıf ayrımına göre şekillenirdi.

Mecliste kadınlar, köleler, çocuklar ve o şehir devletinde doğmamış olanlar yurttaş sayılmıyordu, dolayısıyla oy verme hakkına da sahip değillerdi.

Özgür, yetişkin erkekler elit Atina yurttaşı sayıldığı için güç ve imkânlarda onların elindeydi. Aristokratların yönetici olduğu Antik Yunan demokrasisi bir ‘seçkinler cumhuriyeti’ idi. Yunan siyasî ve toplumsal yapısı Yunan olmayanları

‘barbar’ kabul ediyor ve ‘doğal kölelik’ fikrini savunuyordu.

Aristo’ya göre Asyalı toplumlar, köle olmak için doğmuşlardı. Doğal köle olarak doğanlar, zihinlerini değil sadece bedenlerini kullanabildikleri için, evcil hayvanlardan bir farkı yoktur.

Seçkinlerin ekonomik refahları ve siyasî demokrasisi önemli ölçüde kölelerin sırtından yükseliyordu.

Antik Yunan filozoflarından ve Yunan felsefesinin kurucularından kabul edilen Sokrates; “Demokrasi despotluğa dönüşür” diyerek ikaz ediyor. Yine Antik Yunan filozoflarından ve Sokrates’in öğrencisi Platon, Platon’un öğrencisi Aristo da demokrasiye olumlu bir gözle bakmamaktadır.

Aristo’ya göre; “Demokrasi despotizmin en ileri şeklidir.”

 

Demokrasilerde dikkat çeken bir nokta da çoğunluk-azınlık ilişkisidir. Temsilî demokrasilerde halkın iradesi değil, çoğunluğun iradesi geçerlidir. Halkın iradesiyle çoğunluğun iradesi eş kılınmaktadır. Ancak bu çoğunluk oylamaya katılanların çoğunluğudur ve bu durumda çoğunluk halkın tümünün iradesine eş değildir. Halkın geriye kalan kısmının (azınlığın) yönetimi de çoğunluğun elindedir. Azınlığın iradesi özgür ve geçerli değildir ve çoğunluğun kararlarına uymak zorundadır.

Çoğunluğun iradesini millî irade olarak kabul edip siyasî iktidarı meşru görmek doğru değildir.

 

Bir dahaki yazıda devam emek umuduyla.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
74 gün önce
163 gün önce
209 gün önce
432 gün önce
529 gün önce
922 gün önce
1036 gün önce
1278 gün önce
1342 gün önce
1370 gün önce
1391 gün önce
1405 gün önce
1433 gün önce
1446 gün önce
1489 gün önce
1496 gün önce
1537 gün önce
1565 gün önce
1580 gün önce
1628 gün önce
1945 gün önce
1986 gün önce
1994 gün önce

RSS
© 2021 - Batman Basın
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=