Lütfen bekleyin..


Fatih Oruç

YOZLAŞMA

07 Mayıs 2021, 13:23 - Okunma: 1199

Kendilerini muhafazakâr ve mütedeyyin diye isimlendiren yöneticiler ve onların yönetiminde ki toplumumuzun önemli bir kesimi, maalesef İslâm’a uygun olmayan davranışlar, eylemler ve yaşantılar içerisinde olduğunu görmekteyiz.

Gayrimüslimlerin, karşı mahalle insanlarının ve gençlerin kitaplarda anlatılan İslâm ahlak ve yaşantısını toplumumuzda görmemesinin hüznünün yaşandığı bir dönem yaşıyoruz.

Her köşe başında cemaat, tarikat, mütedeyyin insanların yönetici olduğu eğitim kurumları, dernek, vakıf, basın, yayın, radyo ve TV kanallarının sayısal olarak en fazla olduğu dönemde olmamıza rağmen toplumsal olarak tam tersi bir neticeyi yaşıyoruz.

Bir değişim ve dönüşüm yaşadığımız doğru. Fakat bu değişim ve dönüşümün hangi istikamete doğru olduğunu sorgulamamız gerekir. İnancımızın kuralları, iyi niyetlerimiz, saf ve temiz yaklaşımlarımız dünyevi olmaktan uzak olmasına rağmen, aksi bir tutum içerisine girip bu ilkelerimizin, dünyevi amaç ve idealler için kullanıldığını açıkça görmekteyiz.  Asıl amaçlarımız dışına çıkıldığından dolayı ideallerimizden uzaklaştığımız gerçeğini inkâr edemeyiz.

Her geçen gün daha kötüye gittiğimiz her düşünen insan tarafından kabul edilmektedir. Siyasi iktidarın ilk kuruluş yıllarındaki ideallerinden ve söylemlerinden tamamen aksi istikamette bir yola sapması, bugün söylediğini yarın inkâr etmesi, söylemlerle eylemlerinin örtüşmediği görüldükçe vicdan sahiplerinin içini nasıl acıttığını anlamamak hiç de zor değildir.

Kitleleri hipnotize ederek, düşünmekten, analiz etmekten ve sorgulamaktan imtina eder oldular. Toplumumuz itaat kültürünün kuşatması altında kaldı. Böylece daha kolay güdülür oldu. İktidarın nimetlerinden yararlanılması da kitleleri suskunlaştırmaya itici bir etken oluyor.

Müslüman toplumumuzun önemli bir bölümü, sorunlarının çözümünü Kur’an’ı Kerim’e ters düşse bile, Kur’an’ı Kerim’in dışında, mensubu oldukları liderlerinin, önderlerinin düşüncelerinde ve yönlendirmelerinde arıyorlar.

Böylece, inancımız deforme edildi ve kadim kültürümüz de iyice yozlaştırıldı. Bu sağlıksız ve yanlış yöne doğru değişim ve dönüşüme direnenlerin de sayılarının gittikçe azaldığını görüyoruz.

Büyük çoğunluğu güya muhafazakâr ve mütedeyyin yöneticilerin kontrolünde olan günümüz basın yayın organlarında ve TV programlarında ahlaki durumumuzun vahametini açıkça görmek mümkün. Bu yayınlarla, ahlaksızlıklar ve rezillikler evlerimize açıkça pompalanmakta. Toplumları ifsat eden en büyük tehlike fuhuş, kumar ve alkoldür. Sözde muhafazakâr ve mütedeyyin yöneticiler, bütün bunların yasal zeminini hazırladı yürürlükte olanları da yasaklamadı. Aksine, normalleştirildi ve yaygınlaştırıldı. Bütün bunlar, toplumumuzun aile bağlarını kopartmakta, insani erdemlerini yok etmekte ve fıtratlarını bozmaktadır. Toplumumuz ahlakta büyük bir irtifa kaybetti ve halen kaybetmeye devam ediyor. İstatistikler toplumsal ahlak durumumuzu facia olarak açıklıyorlar. Toplumsal çürümenin ve yozlaşmanın tipik örneğini yaşıyoruz.

Bütün bunların yanında, İslam ve Türk kültürüne uymayan ranta dayalı çarpık kentleşme de cabası. Tarih ve doğa zengini olan şehirlerimiz betona gömüldü. Hesapsız ve plansız gökdelenleri dikerek değerlerimiz tahrif edildi. Ülkenin her geçen gün hızla büyüyen ekonomik sorunları da başlı başına ayrı bir konu.

Sorunlarımıza çözüm üretmesi gereken muhafazakâr yöneticilerin kendileri en büyük sorun oldular. Millete tepeden bakmaya başladılar.  Yaptıkları hataları kabul edip düzeltmek yerine, kendilerini haklı göstermeye çalıştılar. Yöneticilerin yönlendirmeleriyle halkın önemli bir kesiminin düşünceleri dumura uğratıldı. Toplum, ben merkezli bir düşünceye doğru evrildi. Çıkarlarımız için kullara kulluk yapılmaya başlandı. Gördüklerimize değil, liderlerimizin söylediklerine inanmaya başladık. Gerçeklerin hep üzerini örterek, sonra gerçeğin ne olduğunu unuttuk. Hukuksuzluğu hukuk, istikrarsızlığı istikrar olarak algılamaya başladık. Gerçekleri doğru okuyamadık. Adaletsizlikler, yolsuzluklar, rüşvet ve kayırmalar, dini ve ahlaki söylem kılıflarının içerisine gizlenerek sunuldu.

İnsanlar daima lâyık oldukları yönetim tarzlarıyla ve idarecilerle yönetilirler ilkesi gerçekleşti. Bizler de sonunda neye layıksak ona göre yönetilmeye başladık.

Toplumumuzdaki ve yöneticilerimizdeki bu olumsuz değişimler ve tutarsızlıklar bilhassa gençlerin ve karşı mahallenin insanlarının İslâm’dan iyice uzaklaşmalarına ve tavır almalarına sebebiyet vermektedir. Ayrıca İslâm karşıtlarına, Müslümanlar aleyhinde, uzun yıllar üzerinde tepinecekleri ve kullanacakları bir koz verilmiş oldu.

Sürekli kan kaybeden inancımızın ve yozlaşan kültürümüzün değerlerini yeniden masaya yatırıp özeleştiri yapmamız gerekiyor. Gidişata baktığımızda olumsuz bir iklim olsa bile, ümitsizlik haramdır inancıyla direnmeye devam etmeliyiz.

İç ve dış etkenlerle yaşadığımız bu değişim ve dönüşümde, kültür emperyalizminin ve küreselleşmenin getirdiği dünyevi istikamet olan ben merkezli, haz ve hız dünyasından, tevhit merkezli bir yapılanmaya doğru gitmeliyiz.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
555 gün önce
558 gün önce
1004 gün önce
1044 gün önce
1101 gün önce
1171 gün önce
1246 gün önce
1395 gün önce
1482 gün önce
1523 gün önce
1612 gün önce
1746 gün önce
1969 gün önce
2067 gün önce
2459 gün önce
2573 gün önce
2816 gün önce
2880 gün önce
2908 gün önce
2928 gün önce
2942 gün önce
2970 gün önce
2984 gün önce
3026 gün önce
3034 gün önce
3075 gün önce
3103 gün önce
3117 gün önce
3166 gün önce
3482 gün önce
3524 gün önce
3531 gün önce

RSS
© 2026 - Batman Basın
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=