Lütfen bekleyin..


Fatih Oruç

İHH İle Afganistan’da Yetim Dayanışma Günleri (3/3)

26 Mayıs 2017, 00:13 - Okunma: 2329

Önceki yazımızdan devam edelim.

 

11.4.2017 Salı

Sabah namazından sonra saat 6.45’te Samangan şehrine bağlı Hz. Sultan ilçesinde çok geniş bir arazideki piknik yerine doğru hareket ettik. Saat 11.15’te piknik alanına vardık.

1-Bağlan Yetimhanesi, 2-Semanga Yetimhanesi 3-Mezar-ı Şerif Yetimhanesi’nden toplam 180 erkek yetimle buluştuk.

Bizi çiçeklerle ve şarkılarla karşıladılar. Güzel bir tören düzenlemişlerdi. Yerlere oturulması için hazırlık yapılmıştı. Silahlı güvenlik önlemleri alınmıştı.

Kaymakam, yetimhanelerin yetkilileri ve başka yetkililer de vardı. (Yetimhane ile ilgililerden bayanlar da vardı)

Protokol konuşmaları yapıldı. İHH’dan Ahmet Talha konuşma yaptı. Sonra hava biraz sıcak olduğu için kurulan büyük çadırlarda çocuklarla piknik yapıldı.

                                                     

Saat 14.00’te Mezar-ı Şerif’e gitmek için, piknik alanından ayrıldık.

Kunduz şehrine bağlı Hana Badi ilçesinden geçtik. Mezar-ı Şerife geldik. Gezdiğimiz şehirlerin içerisinde görebildiğimiz kadarıyla en düzenli şehirdi. Söylediklerine göre bu düzenlemeler Rus işgali zamanında Rusların yaptıkları. Çarşıda biraz gezdik. İkindi namazını söylentiye göre Hz.Ali’nin türbesinin bulunduğu yerdeki büyük camide kıldık. Sonra Hz. Ali’nin olduğu iddia edilen türbeyi gezdik. Mekanın bulunduğu arazide beyaz güvercinlerin toplandığı yeri gezdik, fotoğraf ve video çektik.

TİKA koordinatörü Zeki Bulduk ve yardımcısı Kenan Yıldırım’dan akşam Türklerin işlettiği Kefayet Restaurant’ta buluşmak üzere randevu almıştık.

 

Akşam namazını Kefayet Retaurant’ın yakınında bulunan küçük bir mescitte kıldık. Oradan Kefayet Restaurant’taki buluşma yerimize geçtik.  Biraz sonra Zeki Bulduk ve yardımcısı Kenan Yıldırım geldiler. Yemek yedik, sohbet ettik, çay içtik. TİKA’nın faaliyetleri hakkında bilgi aldık. Gururlandık.

Başta TİKA ve İHH olmak üzere bazı sivil toplum örgütleri de büyük hizmetlere imza atıyorlar.

Bu çalışmalardan dolayı Türkiye’ye ve Türklere karşı büyük bir sevgileri var. Bu sevgilerini de her yerde ve arabalarına Türk Bayrağı çıkartmaları yapıştırarak gösteriyorlar.

 

Gece TİKA’nın yerine gittik. Bir süre de orda sohbete devam edip, çay içip, fotoğraflar çektik. Gece onların misafirhanesinde konakladık.

 

 

12 Nisan 2017 Çarşamba günü THY ile İstanbul’a uçmak için, sabah erkenden Mezar-ı Şerif havaalanına doğru yola çıktık. Havaalanına girdiğimizde filimler de gördüğümüz 2 m boylarında tam donanımlı işgalci güçlerden olan Alman askerlerinin nöbet tuttuklarına şahit olduk. 

Saat 7.00’da İstanbul’a hareket ettik.

 

Afganistan’ın durumunu kısaca özetlersek;

Otomobillerin % 90’ı Toyota, kamyonların % 90’ı Mercedes diyebiliriz. Taşıtların yaklaşık % 90’ı çok eski, adeta dökülüyor. Bazı bölgelerdeki taşıtların çoğu plakasız, trafiğe kayıtları yok.

Trafik levhaları ve ışıkları yok denecek kadar az. Trafik kurallarının olduğunu zaten düşünmek bile yanlış olur.

 

Nehirleri bol, arazileri geniş ve toprakları verimli ama bu imkânlarını yeteri kadar değerlendiremiyorlar.  Hayvancılık fena değil. Fakat hiçbir şehirde su şebekesinin olduğunu söylemediler. Yani susuzluk ve yoksulluk ileri derecede kendisini gösteriyor.

Çarşıda etler ve tavuklar kesilmiş ve parçalanmış şekilde açıkta el arabalarında veya tezgahlarda satılıyor.

Süt yeteri kadar var ama peynir kültürü olmadığı için peynir üretimi de yok.

Dikkatimi bir de kurutların(*) çokluğu çekti. Hemen hemen her çarşıda çuvallarla satılıyor.

Soyadı henüz yok. Kendilerini tanıtırken babalarının isimleriyle kendi isimlerini söyleyerek tanıtıyorlar.

 

Afganistan, 1979 Sovyetler Birliği’nin işgalinden bu yana 37 yıl küresel çetelerin odağının tam merkezinde bulunuyor. O yıllarda doğan bir çocuk, şayet yaşıyorsa doğduğundan bu yana 37 yıldır savaşların içerisinde yaşamını sürdürmüş demektir. Çok uzun yıllar süren savaşın Afgan halkına getirisi, maalesef etnik sorunlar, terör, göçler, uyuşturucu, kaos, fakirlik, dışa bağımlılık ve sosyal çöküntü.

Savaşlar nedeniyle, Afganistan’ın mevcut alt yapısı büyük ölçüde zarar görmüş. Diğer bölgelerde ise savaş yüzünden yıllardan beri alt yapı konusunda hiç yatırım yapılmamış.

Afgan coğrafyasında oyun kuran küresel oyuncular yeni oyunlar kurgularken, kaybeden hep Afgan halkı oluyor.

Ülke âdeta etnik grup ve aşiretler, savaş ve uyuşturucu zengini baronlar tarafından parsel parsel paylaşılmış vaziyette yönetiliyor. Siyasi ve yönetimsel istikrarsızlıktan kaynaklanan otorite boşluğunun yarattığı güvenlik sorunları, bu ülkeyi sınır aşan suç örgütleri ve radikal terör grupları için eşi bulunmaz bir faaliyet alanı haline getiriyor.

Güvendikleri ve samimi gördükleri tek ülke olarak Türkiye’yi görüyorlar. Bu güveni Türkiye, çabalarıyla ve samimiyetiyle kazanarak hak etmiş. Afganistan’ın bazı kurumlarına eğitim ve lojistik destek sağlıyor. Başta TİKA ve İHH olmak üzere başka sivil toplum örgütleri de büyük hizmetlere imza atıyorlar.

Afganistan, küresel aktörlerin oyuncağı olarak uzun yıllar acı günler yaşamaya devam edecek gibi gözüküyor.

                                                                                                                             

(*)Kurut: Kurutulmuş süzme yoğurt.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
74 gün önce
163 gün önce
209 gün önce
432 gün önce
529 gün önce
922 gün önce
1036 gün önce
1278 gün önce
1342 gün önce
1370 gün önce
1391 gün önce
1405 gün önce
1433 gün önce
1446 gün önce
1489 gün önce
1496 gün önce
1537 gün önce
1565 gün önce
1580 gün önce
1628 gün önce
1945 gün önce
1986 gün önce
1994 gün önce

RSS
© 2021 - Batman Basın
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=