Lütfen bekleyin..


Mehmet Ziya Gümüş

Biz ve çocuklarımız

02 Eylül 2022, 01:06 - Okunma: 733

Gazeteye bir yazı yazmak için bilgisayarımın başına geçerken gündem konularına da şöyle bir göz attım. Habercilerin odaklandığı iki gündem maddelerinin olduğunu gördüm. Biri artık hiçbir umut vaat etmeyen 6’lı masa, ikincisi seçimlere aylar kala konuşulan erken seçim.

Her iki konu da beni hiç sarmayan ancak zaman geçirmek için can sıkıntısından konuşulabilecek konulardı.

Hal bu ise biz de kendi gündemimize, kendi evimize, kendi çocuklarımıza dönelim. Biz evimizden çıkıp akşam eve döndüğümüzde çocuklarımız biz hiç farkında olmadan biraz büyüyorlar. Zamanla gözümüz bu durumu hiç fark etmez, biz farkına varıncaya kadar erkek çocuklarımız sakallı, kız çocuklarımız anise(genç kız) olmuşlardır.

Tabi bu duruma gelinceye kadar hayat ırmağında akarlarken beraberlerinde bizim zamanında ilgilenmediğimiz veya kulağımıza çalındığında kulak asmadığımız kökleşmiş birçok sorunu da beraberlerinde getirmişlerdir. Bazen önümüze kaldırmak istediğimiz büyük bir taş veya yük çıkar ya! Nereden tutacağımıza şöyle bir göz atar, etrafında dolanırız. İşte çocuklarımız da biz farkında olmadan büyüdüklerinde beraberlerinde getirdikleri neresinden tutacağımızı bilmediğimiz öyle sorunlarla gelmişlerdir.

Bu sorunların etrafında dolanır dururuz. Sorunun neresinden tutacağımızı bilemeyiz. Yıllar önce bir arkadaşım bir bez parçasını top gibi yuvarlak bir şekle sokup “Kim bunu açabilirse ne isterse vereceğim” demişti. Biz açmaya uğraştıkça o top daha da sertleşiyordu. Çünkü açmak için yanlış yöntem uyguluyorduk. Biz açamayınca ona verdik. 3 saniyede açtı. Bizler de uyguladığımız yanlış yöntemlerle sorunu çözmeye çalışırken içinden daha da çıkılmaz bir hale sokuyoruz.

Peki, ne oldu da böyle oldu? İşler nasıl böylesi içinden çıkılmaz bir hal aldı? Önce iğneyi kendimize batıracağız.

1-Birinci yanlışımız çocuklarımıza Rablerini ve hayat rehberleri peygamberlerini yeterince hakkıyla tanıtamadık. Yani ilk düğmeyi yanlış ilikledik.

2-Çocuklarımız herhangi bir yanlışlık yaptığında onlara bağırarak onları susturduk. Hatalarını, yanlışlıklarını onlara anlatamadık.

3-Anne isek hakkından gelemediğimiz sorunların çözümünü bulmak yerine çocuklarımızı babalarıyla korkutup çocuk-baba arasında gizli bir duvar ördük.

4-Eşlerimizi içişleri bakanı olarak atayıp iyilik yaptığımızı düşündük, iç işlere hiç karışmadık, eşim çocuklara bakar diyerek eşimizin yükünü olabildiğince ağırlaştırdık. Teknik bir hata ile eşlerimizi agresifleştirdik. Agresif bir anne ve gariban bir çocuğu karşı karşıya getirdik. Sonuç tabi ki kötü olacaktı.

5-Çocuklarımıza gelişimlerine katkı sağlayan, fazla enerjilerini yakmalarını sağlayan oyuncaklar vermek yerine, ellerine telefonlarımızı vererek zihinlerini uyuşturduk. Yakmaları gereken enerjilerini statik yük olarak ruhlarına bindirdik.

6-Bir Allah’ın günü çocuklarımıza “Yapabilirsin, başarabilirsin” diye motive etmedik.

7-Çocuklarımıza hayatın doğal kurallarını öğretemedik. Ağaçların dallarının kırılmaması gerektiğini, çiçeklerin koparılmayacağını, yerlere tükürülmemesi gerektiğini, yollara çöp atılmayacağını, büyüklere saygılı olunması gerektiğini… kısacası yeterince onlarla ilgilenmedik, zaman ayırmadık.

8-“Zarokên xelkê bûn şeytan yên me bûn ker” (Başkasının çocuğu cin gibi oldular, bizimkiler eşek oldular) diyerek fasit bir kıyasla çocuklarımızın ruhuna kurşunlar sıktık.

9-İzah etmek, yön vermek, yol göstermek yerine “Tu nabê zilam” (Senden bir cacık olmaz. Senden adam olmaz” diyerek ruhlarını boğduk.

10-Çocuklarımıza hiç sorumluluk yüklemedik. Viteslere el sürmelerini öğretmedik. Onlar da vitesi boşa atıp baş aşağı inerlerken ilerlediklerini sandılar. Bizler de öyle sandık. Çıkmaları gereken rampa ile karşılaştıklarında da çıkamadılar. Hayat yolunun ortasında sorumsuz bir şekilde ortada durdular.

11-Çocuklarımıza hiç sarılmadık. Öte yandan da peygamberimizin çocuk sevgisini başkasına anlattık.

Böylece ihmalkâr davranınca da sonuçta kendimizi çocuklarımızla kuralsız bir kuşak çatışması meydan muharebesinin içinde bulduk. Bu savaşta ne yazık ki ölüler de yaralılar da bizden olacaktı. Sağlıksız aileler de ne yazık ki böyle oluşuyordu. İğneyi biraz daha kendimize batırırsak maddelerin sayısı artacaktır.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
240 gün önce
261 gün önce
430 gün önce
500 gün önce
535 gün önce
570 gün önce
591 gün önce
724 gün önce
731 gün önce
794 gün önce
801 gün önce
843 gün önce
886 gün önce
890 gün önce
987 gün önce
1021 gün önce
1064 gün önce
1163 gün önce
1177 gün önce
1183 gün önce
1253 gün önce
1295 gün önce
1303 gün önce
1365 gün önce
1464 gün önce
1492 gün önce
1512 gün önce
1527 gün önce
1541 gün önce
1575 gün önce
1596 gün önce
1667 gün önce
1672 gün önce
1682 gün önce
1702 gün önce
1711 gün önce
1718 gün önce
1723 gün önce
1730 gün önce
1779 gün önce
1793 gün önce
1799 gün önce
1813 gün önce
1849 gün önce
1856 gün önce

RSS
© 2026 - Batman Basın
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=