Lütfen bekleyin..


Mehmet Ziya Gümüş

Sağanak Bela Ve Musibetler

18 Ağustos 2021, 18:59 - Okunma: 564

Cezaevlerinde ortak alan diye mahkûmların haftada bir spor yapmak için kullandıkları bir alan vardır. Bu vesile ile farklı koğuşlarda kalan mahkûmlar birbirlerini görebilmektedir.

Bir seferinde bizim koğuş ile Seyda Mella Mizgin’in bulunduğu koğuş beraber ortak alan dediğimiz bu mekâna çıkmıştık. Böyle durumlarda Seyda hepimizle tek tek ilgilenir, hal hatırımızı sorar, biraz da sohbet ederdik…

O gün konumuz Arapça derslerimiz idi. Sonra söz döndü dolaştı her esirin gündeminde yer edinmiş, ajandasında bulunan bela ve musibetlere geldi. Seyda bana: “Birayê Ziya! Biz bela ve musibetleri genelde aynı cümle içinde ve aynı haller gibiymiş kullanıyoruz. Oysaki bela ve musibetler farklı şeylerdir. Kur’an-ı Kerim’de peygamberlerin ve müminlerin karşılaştıkları zorluklardan bahsedilince imtihan anlamındaki bela kelimesi kullanılır. اذ ابتلى ابراهيم ربّه بكليمات Vaktiyle rabbi İbrahim’i bazı kelimelerle imtihan etmişti, sınamıştı… (Ha birde burası mef’ulun zaruri olarak failden önce geldiği durumlara örnekti, diyerek araya gireyim J)

 هناك ابتلي الملؤمنون و زلزلوا زلزالا شديدا O zaman müminler büyük bir imtihandan geçirildiler ve çok şiddetli bir şekilde sarsıldılar. (Ahzab 11) انا بلوناهم كما بلونا اصحاب الجنّة  bahçe sahiplerine bela verdiğimiz gibi, onları imtihan etmemiz gibi onlara da bela vermiştik, imtihan etmiştik. (Kalem Suresi)” … Seyda böyle bir giriş yapmış ve konuya açıklık getirmişti.

O zamanlar ben de hafızlıkla ilgilendiğim için okuduğu ayetler de böylece aklımda kalmış… Birbirlerine yakın anlamları olsalar da bela ve musibet arasında farklar vardı. Mana açısından iç içe geçmiş kavramlardır. Bela, imtihan anlamına gelirken, musibet başa gelen imtihanın doğurduğu sıkıntılı ortamdı. Veya başa gelen kötü hallerin tümüne musibet diyebiliyoruz. Çünkü Kur’an-Kerim kötü durumlar için musibet kelimesini kullanır.

Kur’an-ı Kerim’in ilgili ayetlerine baktığımızda, gerek bela olsun gerekse musibet olsun gönderilmelerinin amaçları vardır. Ya aklımızı başımıza almamız için gelirler, ya göstereceğimiz sabra ve takınacağımız tavra göre derecelerimizin yükselmelerine vesile olurlar ya da Allah etmesin helâkımıza sebep olurlar.

Şu bela ve musibet konusu çok geniş bir konudur. Başımıza bela ve musibetlerin art arta geldiği şu günlerde bu konuya biraz eğilmek ve bilgi edinmek yararlı olacaktır. Bu krizden faydalanarak Allah katında derecelerimizi yükseltmek için bir fırsata çevirebiliriz.

Keşke Seyda şu an yanımda olsaydı da –edebimizi yine muhafaza edelim- daha doğrusu ben onun yanında olsaydım ve ona sorsaydım; “Seyda son yıllarda başımıza sağanak halinde yağan bir şeyler var; depremler, kışın çığ, yazın yangınlar, seller, yıkımlar, huzursuzluklar ve hastalıklar bunlar bela mıdır yoksa musibet midir?”

Yoksa bunlar düpedüz birer felaket midirler? İşte tam da burada ortaya yeni bir soru, daha doğrusu yeni bir başlık ortaya çıkar; felaketlerden kurtulmanın yolları nelerdir?

Yazım buraya kadar…

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
41 gün önce
48 gün önce
111 gün önce
118 gün önce
160 gün önce
203 gün önce
207 gün önce
304 gün önce
338 gün önce
381 gün önce
480 gün önce
494 gün önce
500 gün önce
570 gün önce
620 gün önce
682 gün önce
781 gün önce
809 gün önce
829 gün önce
844 gün önce
858 gün önce
892 gün önce
913 gün önce
984 gün önce
989 gün önce
999 gün önce
1018 gün önce
1028 gün önce
1035 gün önce
1040 gün önce
1046 gün önce
1096 gün önce
1110 gün önce
1116 gün önce
1130 gün önce
1166 gün önce
1173 gün önce

RSS
© 2024 - Batman Basın
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=