Lütfen bekleyin..


Mehmet Ziya Gümüş

Susuz Suya Götürüp Getirmenin Hikâyesi

05 Mayıs 2021, 15:56 - Okunma: 143

Herkesin zihninde bir âlim profili vardır. Bu profili çizerken onların insanî yönlerini göz ardı ediyoruz. Bazı şeyleri kendimize caiz görürken âlime caiz görmüyoruz. Bunu söylerken âlimin ağırlığını ve prestijini zedeleyecek ahvalden söz etmiyoruz.

Bir dönem âlimlerimizin başından geçen ilginç olayları derlemiştim. Şimdi ne yazık ki elimde çok az materyal var…

İşte onlardan bir tanesi…

 Kürdistan’ın yetiştirdiği âlimlerden birisi olan Müderris Mella Abdullahê Firfêlî’yi yâd edelim. Firfêl, Şırnak’ın Hezex İlçesi’ne bağlı bir köy… Çok sayıda fakih yetiştirdi. Ayakta durabildiği sürece de ders vermeyi ihmâl etmedi. Medrese kültürüne emeği göz ardı edilemez. Allah kendisine rahmet etsin.

Bir köylü sürekli eyda ile tartışıyormuş. Sürekli ona muhalefet ediyormuş. Seyda da dayanamamış ve bir gün ona; “Benimle tartışma! Vallahi seni susuz suya götürüp susuz getirebilirim” demiş. Muhalif, yine muhalefet etmiş; “Vallahi götüremezsin” diye karşılık vermiş. Seyda da girmiş için içene. Ona; “Tamam o zaman, susadığında bana söyle. Seni köyün çeşmesine susuz götürüp susuz getireceğim” demiş. Bizim muhalif köylü de: “Aha susamışım, haydi beni götür bakayım” şeklinde karşılık vermiş.

Seyda ile muhalif köylü, beraber köyün çeşmesine doğru yol almışlar. Beraber çeşmenin başına varmışlar. Muhalif köylü suyu tam içecekken Seyda onun elinden tutmuş; “Dur!” demiş. “Biz köyden şahitleri getirmeyi unuttuk. Seni susuz götürüp susuz getirdiğimi nasıl ispatlayacağım. Köye dönüp iki şahit alıp geleceğiz” diyerek su içmesini engellemiş. Seyda, muhalif köylünün su içmesine izin vermemiş. “İşin başında şahit getirmemekle hata yaptık” demiş.

Şahitleri getirmek için köye doğru yol almışlar. Köye vardıklarında Seyda son hamleyi yapmış; “Allah’ını seversen, doğru söyle! Şimdi seni çeşmeye susuz götürüp getirmedim mi?”… Muhalif köylünün yapabileceği ve söyleyebileceği bir şey kalmamıştı. Mat olmuştu.

 “Zeki insanların diline düşme de kubura düş” sözü vaki olmuştu. Suya susuz gidip susuz gelmişti.

Bu hikâyeyi bana anlatan cami-cemaat ehli Haci Ahmed Alasulu’ya da Allah rahmet etsin.

Bu hikâyeyi, bu hatırayı okurken adam nasıl böylesi basit bir şekilde boşa düştü, diye yadırgadınız mı? Tuhaf buldunuz mu? Hâlbuki politikacılar her seçimde bizi sandığa susuz götürüp susuz getirmiyorlar mı?

Hayat böyle bir şey işte! Bazen yadırgadığımız, tuhaf bulduğumuz şeyleri yapabiliyoruz.

Hz. Musa düşmeye yüz tutan duvarı düzelten Hz. Hızır’a: “O duvarı neden bedava düzelttin? İsteseydin karşılığında bir miktar para alırdın” diye yadırgamıştı, tuhaf bulmuştu. Oysaki o da sekiz yıla anlaştığı çobanlık anlaşmasında iki yıl bedava çobanlık yapmıştı. Çocuğu öldüren Hz. Hızır’a neden çocuğu öldürdüğünü yadırgamış, tuhaf bulmuştu. Oysaki o da benzer bir şekilde birisini öldürmüştü. 

Hayat böyle bir şey işte! Başkası çeşmeye susuz gidip gelince gülüyor, tuhaf buluyoruz. Çeşmeye susuz gidip gelişlerimizi ise hiç düşünmüyoruz bile…

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
31 gün önce
123 gün önce
128 gün önce
138 gün önce
158 gün önce
167 gün önce
174 gün önce
179 gün önce
186 gün önce
235 gün önce
249 gün önce
255 gün önce
269 gün önce
305 gün önce
312 gün önce

RSS
© 2021 - Batman Basın
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=