Lütfen bekleyin..


Mehmet Ziya Gümüş

Sağanak Bela Ve Musibetler

18 Ağustos 2021, 18:59 - Okunma: 924

Cezaevlerinde ortak alan diye mahkûmların haftada bir spor yapmak için kullandıkları bir alan vardır. Bu vesile ile farklı koğuşlarda kalan mahkûmlar birbirlerini görebilmektedir.

Bir seferinde bizim koğuş ile Seyda Mella Mizgin’in bulunduğu koğuş beraber ortak alan dediğimiz bu mekâna çıkmıştık. Böyle durumlarda Seyda hepimizle tek tek ilgilenir, hal hatırımızı sorar, biraz da sohbet ederdik…

O gün konumuz Arapça derslerimiz idi. Sonra söz döndü dolaştı her esirin gündeminde yer edinmiş, ajandasında bulunan bela ve musibetlere geldi. Seyda bana: “Birayê Ziya! Biz bela ve musibetleri genelde aynı cümle içinde ve aynı haller gibiymiş kullanıyoruz. Oysaki bela ve musibetler farklı şeylerdir. Kur’an-ı Kerim’de peygamberlerin ve müminlerin karşılaştıkları zorluklardan bahsedilince imtihan anlamındaki bela kelimesi kullanılır. اذ ابتلى ابراهيم ربّه بكليمات Vaktiyle rabbi İbrahim’i bazı kelimelerle imtihan etmişti, sınamıştı… (Ha birde burası mef’ulun zaruri olarak failden önce geldiği durumlara örnekti, diyerek araya gireyim J)

 هناك ابتلي الملؤمنون و زلزلوا زلزالا شديدا O zaman müminler büyük bir imtihandan geçirildiler ve çok şiddetli bir şekilde sarsıldılar. (Ahzab 11) انا بلوناهم كما بلونا اصحاب الجنّة  bahçe sahiplerine bela verdiğimiz gibi, onları imtihan etmemiz gibi onlara da bela vermiştik, imtihan etmiştik. (Kalem Suresi)” … Seyda böyle bir giriş yapmış ve konuya açıklık getirmişti.

O zamanlar ben de hafızlıkla ilgilendiğim için okuduğu ayetler de böylece aklımda kalmış… Birbirlerine yakın anlamları olsalar da bela ve musibet arasında farklar vardı. Mana açısından iç içe geçmiş kavramlardır. Bela, imtihan anlamına gelirken, musibet başa gelen imtihanın doğurduğu sıkıntılı ortamdı. Veya başa gelen kötü hallerin tümüne musibet diyebiliyoruz. Çünkü Kur’an-Kerim kötü durumlar için musibet kelimesini kullanır.

Kur’an-ı Kerim’in ilgili ayetlerine baktığımızda, gerek bela olsun gerekse musibet olsun gönderilmelerinin amaçları vardır. Ya aklımızı başımıza almamız için gelirler, ya göstereceğimiz sabra ve takınacağımız tavra göre derecelerimizin yükselmelerine vesile olurlar ya da Allah etmesin helâkımıza sebep olurlar.

Şu bela ve musibet konusu çok geniş bir konudur. Başımıza bela ve musibetlerin art arta geldiği şu günlerde bu konuya biraz eğilmek ve bilgi edinmek yararlı olacaktır. Bu krizden faydalanarak Allah katında derecelerimizi yükseltmek için bir fırsata çevirebiliriz.

Keşke Seyda şu an yanımda olsaydı da –edebimizi yine muhafaza edelim- daha doğrusu ben onun yanında olsaydım ve ona sorsaydım; “Seyda son yıllarda başımıza sağanak halinde yağan bir şeyler var; depremler, kışın çığ, yazın yangınlar, seller, yıkımlar, huzursuzluklar ve hastalıklar bunlar bela mıdır yoksa musibet midir?”

Yoksa bunlar düpedüz birer felaket midirler? İşte tam da burada ortaya yeni bir soru, daha doğrusu yeni bir başlık ortaya çıkar; felaketlerden kurtulmanın yolları nelerdir?

Yazım buraya kadar…

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
243 gün önce
264 gün önce
433 gün önce
503 gün önce
538 gün önce
573 gün önce
594 gün önce
727 gün önce
734 gün önce
797 gün önce
804 gün önce
846 gün önce
888 gün önce
893 gün önce
990 gün önce
1024 gün önce
1067 gün önce
1166 gün önce
1180 gün önce
1186 gün önce
1227 gün önce
1256 gün önce
1298 gün önce
1305 gün önce
1368 gün önce
1467 gün önce
1494 gün önce
1515 gün önce
1530 gün önce
1544 gün önce
1578 gün önce
1599 gün önce
1670 gün önce
1675 gün önce
1684 gün önce
1704 gün önce
1714 gün önce
1720 gün önce
1725 gün önce
1732 gün önce
1782 gün önce
1796 gün önce
1802 gün önce
1816 gün önce
1851 gün önce
1859 gün önce

RSS
© 2026 - Batman Basın
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=