Lütfen bekleyin..


Veysi DEMİR

Ah Halepçe!

17 Mart 2015, 18:09 - Okunma: 3208

16 Mart 1988 günü insanlık tarihine kara bir gün olarak geçti. Dönemin Irak diktatörü Saddam Hüseyin, dindarlığıyla bilinen ve Irak-İran savaşında Saddam’a taraf olmayan Halepçe halkı Saddam ve arkasındaki ABD’nin başını çektiği emperyalist batılı güçlerce cezalandırıldı.

Batılı emperyalistlerin kuklası Baas yönetimi ve başındaki diktatör Saddam, Kimyasal Ali olarak tarihe geçen Irak ordusunun Kuzey Cephesi Komutanı olan Korgeneral Ali Hasan el-Mecid el-Tikriti'ye zehirli gaz bombaları kullanmayı emretti. 'Kimyasal Ali' 16 Mart 1988'de zehirli gaz bombalarını taşıyan sekiz adet MiG-23 uçağı tarafından Halepçe kasabasına bombardıman düzenlendi. 3 saat süren  kimyasal gaz bombardımanı sonrası resmi kaynaklara göre çoğu çocuk ve kadın olan 6 bin 357 kişi, gayri resmi kaynaklara göre ise 20 binin üzerinde kişi zehirlenerek katledildi. 15 bin kişi ise ağır derecede yaralandı. Kimyasal saldırı, günümüze kadar 44 bin kişinin ölümüne, 63 bin kişinin de sakat kalmasına neden oldu.

Halepçe Katliamı hafızalardan silinmeyecek izler bıraktı. Bu acımasız katliam, tarih sayfalarına büyük bir kara leke olarak düşecek. Masum Kürt halkına yönelik gerçekleştirilen bu insanlık dışı kitle katliamında ölenleri rahmetle anıyoruz. O gün Irak’ta yaşanan vahşet, bugün Suriye’de ve birçok yerde yaşanıyor. Şunu çok iyi biliyoruz ki,  Allah’ın adaleti mutlaka tecelli oluyor ve zalimler eninde sonunda hak ettiği cezayı alacaktır.

Evet, bugün Halepçe katliamının 27. Yıldönümünü yâd ettik-ediyoruz. Halepçe yalnızlığın, sahipsizliğin ve mazlumca katliama uğrayışlığın sembolleştiği bir trajedi olarak karşımızda duruyor. Tarihte sayılamayacak derecede zalim, despot ve diktatörler katliamlar gerçekleştirdiler. Hepside zulümleri sonucunda tarihe kara leke olarak lanetle anıldılar. Mazlum ve Mustazaflar ise devamlı insanlığın onuru ve medar-ı iftiharı olmuşlardır. Ne yazık ki, geçmişte zulümle saltanat kurmaya çalışanların kötü akıbetlerinden ders almayan, günümüz zalim ve emperyalist egemen güçleri, aynı yolda gitmeye devam ediyorlar. Bunlar kainatı (Haşa!) kendilerinin yarattığını ve yaptıklarının onlara kâr kalacağını zannediyorlar. Oysa İbrahim Suresi 42. Ayette Rabbimiz: ''Sakın, ALLAH'ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma. Şüphesiz ki Allah, onları ancak gözlerin dehşetle bakakalacağı bir güne erteliyor.''  diye buyurarak, zalim, despot, xunhar (kan içici) güçlerin sonunu bize haber veriyor ve onları o günle korkutuyor.

İnsanlık ve İslam Ümmeti maalesef tarih boyunca nice zulümlere maruz kalmıştır. Susa katliamı, Başbağlar katliamı, Zilan, Dersim ve 6-7 Ekim olaylarında işlenen vahşet, zalimlerin alınlarında silinmez bir kara leke olarak kalacaktır.

Zalim emperyalistler, kendi saltanatlarını kurmak, korumak veya geliştirmek için insanlık adına suç işlemeye devam ediyorlar. Milyonlarca insanın kanının dökülmesi onlar açısından bir şey ifade etmiyor. Yeter ki, saltanatları zarar görmesin.

Halepçe katliamı ve her yıl 15-22 Mart tarihleri arasında yâd edilen Dünya Mustazaflar Haftası nedeniyle birazda Batman’da yapılan programlara değinelim….

Hafta sonu iki gün boyunca Dünya Mustazaflar Haftası münasebetiyle özelde Halepçe ve genelde tüm dünyada yaşanmış ve halen yaşanmakta olan zülüm ve katliamların sergilemek gayesiyle ile Hak ve Özgürlükler Platformu üyesi Sevgi-Der, Gülistan Caddesi’nde resim sergisi açtı. Dünyada zulme uğramış ve katliamdan geçirilmiş Müslümanlara ait fotoğrafların yer aldığı sergiye vatandaşlar büyük ilgi gösterdi. Ayrıca sergide, 6-8 Ekim olaylarında vahşice katledilen Yasin Börü ve arkadaşlarının resimleri de yer aldı.

Pazar Günü Alyans Düğün Salonu’nda gündüz kadınlara, gecede erkeklere yönelik Hira Der ve Hür Der ortak organizesi ile “Mazlumların Rabbine Yakarış ve ‘HALEPÇE’” adlı konferans düzenlendi. Konferansın iki ayağı da oldukça ilgi gördü.

Pazartesi akşamı da Ahmedé Xani Derneği öncülüğünde 5 derneğin destek verdiği “Biranina Helepçe” (Halepçe’yi anma) adlı program yapıldı.

Yine Birçok STK ve siyasiler Halepçe konusunda basın açıklaması yaptı. İşin bir başka boyutu da; böyle bir trajedi karşısında bile, hala toplumumuzun bir araya gelmesini öğrenememesi ve birbirlerine tavır alarak yapılan programlara katılmamalarıdır. Bizim toplumumuzu maalesef en çok cenaze ve taziyeler bir araya getirirken, yaşanan bu acılarda siyaset ve dar ideoljik kamplaşmanın ön plana çıkması üzüntü vericidir. İşin bir başka trajik durumu da; Halepçe ve Roboski katliamlarını kınayanlar, gözleri önünde yaşanan başta 6-7 Ekim vahşeti gibi olayları kınamamaları ve ‘vahşet’ diyememeleri de ayrı bir garabet ve yara olarak karşımıza çıkıyor. Bir vahşeti kınarken başka vahşetlere destek olmayalım. Vahşete sessiz kalmak vahşete ortak olmaktır… “Zulüm Karşısında Sessiz Kalan, Dilsiz Şeytandır...” hadisini ve uyarısını unutmayalım… Zulüm kimden gelirse gelsin karşı çıkalım…

Selam ve dua ile…

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
129 gün önce
158 gün önce
200 gün önce
298 gün önce
354 gün önce
416 gün önce
424 gün önce
634 gün önce
676 gün önce
739 gün önce
1144 gün önce
1278 gün önce
1292 gün önce
1348 gün önce
1403 gün önce
1424 gün önce
1439 gün önce
1458 gün önce
1500 gün önce
1515 gün önce
1535 gün önce
1543 gün önce
1573 gün önce
1578 gün önce
1646 gün önce
1795 gün önce
1928 gün önce
2101 gün önce
2124 gün önce
2153 gün önce
2337 gün önce
2467 gün önce
2488 gün önce
2613 gün önce
2680 gün önce
2706 gün önce
2736 gün önce
2879 gün önce
2916 gün önce
3021 gün önce
3044 gün önce
3274 gün önce
3343 gün önce
3464 gün önce
3622 gün önce
3625 gün önce
3681 gün önce
3699 gün önce
3702 gün önce
3723 gün önce
3757 gün önce
3812 gün önce
3821 gün önce
3894 gün önce
4013 gün önce

RSS
© 2026 - Batman Basın
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=